Diksiyon ve Fonetik

“Hepsi bir düştü…” Herhalde bu cümle kadar Türkçenin zenginliğini anlatabilecek başka bir cümle yoktur.  Yazılırken aynı olup da söylerken anlamı söyleyişinize göre değişen kelimelerden ibarettir Türkçe, zenginliği de buradan gelir. Bu cümle bile aynı haliyle iki bambaşka anlama gelmektedir. Bir anlamı hepsi bir hayaldi şeklinde olabilirken diğer anlamı hepsi aynı anda yerçekimine yenildi olabilir. Bu sebeple diyebiliriz ki “Türkçe yazıldığı gibi söylenen bir dil değildir.”… Çünkü sadece ve sadece yazıldığı gibi söylenmekle kalmaz, söyleyenin kendinden katacağı anlama da ihtiyaç duyar Türkçe…

O zaman haydi gelin sizle bir yolculuğa çıkalım. Issız bucaksız bir denizde yol alalım beraberce… Önce denizi tanıyalım sonrasında tadını çıkaralım. Gün gelsin dalgalarla boğuşalım gün gelsin çarşaf gibi denizde yol almanın tadını çıkaralım. İstediğimiz zaman durduralım kayığı dalalım denize… Doya doya yüzelim bu güzel denizde… Bu denizin adı da Türkçe olsun…

Hayat akarken kendimizi ifade etmemizin tek yoludur konuşmak. Herkes konuşur, cümleler kurar, anlatır, kendini ifade eder… Her zaman yaptığımız gibi… Peki ne kadar dinler karşımızdaki insan bizi? Ya da ne kadar anlar bizi? Tabi ki konuşabildiğimiz kadar. Bu noktada da önemli olanın konuşmak değil dinletmek, daha doğrusu dinletebilmek olduğunu söyleyebiliriz.

Türkçeyi dinlenebilir hale getirmenin çeşitli yolları vardır. Fonetik, diksiyon, yaratıcı drama bu yolların önde gelenleridir. Fonetik, diksiyon bilgisini ve pratiğini, yaratıcı drama çalışmalarında işleyip konuşmalarımızı anlaşılır ve dinlenebilir hale getirmeyi işleyeceğiz bu atölyemizde. Sonuçta varacağımız durak herkesin kendini hayalini kurduğu şekilde ifade etmek olacaktır. 

O zaman alın hayallerinizi yanınıza, yapacağımız Türkçe yolculuğunun sonunda gerçeğe dönüşmüş düşlerinizle geri kalan hayat yolculuğunuza devam edin.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

*

code